internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz.

DODO VİDEO

• 3/8/2008 - SEMUM

Kategori: Sine-Magazin
SEMUM  ŞİMDİ DODO VİDEO'DA

Semum filminin resimleriSemum filminin resimleriSemum filminin resimleriSemum filminin resimleriSemum filminin resimleri
Semum
 
Semum filmi

 

YönetmenHasan Karacadağ
SenaryoHasan Karacadağ
OyuncularAyça İnci, Burak Hakkı, Nazlı Ceren Argon, Cem Kurtoğlu, Sefa Zengin
Filmin TürüKorku, Gerilim
Orijinal AdıSemum
Yapımcı Firma0
Yapım Yılı2007
Yapım ÜlkesiTürkiye
Orijinal DiliTürkçe
Filmin Süresi0 dakika
Resmi Sitesihttp://www.semum.com/  
Vizyon Tarihi08.02.2008
 
 Filmin Konusu
.
27 yaşındaki Canan Karaca ve kocası Volkan Karaca yeni aldıkları büyük bir eve taşınırlar. Her şey çok iyi giderken bir gün sebebini bilmediğimiz bir şekilde Canan’a garip şeyler olmaya başlar. Canan yavaş yavaş başka bir varlığa, kendisine hükmetmeye başlayan bir yaratığa dönüşmeye başlar. SEMUM kendisine hedef olarak neden Canan’ı seçmiştir ve ona ne yapacaktır? Sıradan bir insan için cehennemin kapısı nasıl açılır? SEMUM filminde izlenecek müthiş bir görsellikle korkunun eşi benzeri görülmemiş bir türü aktarılacak.
Semum filminin resimleriSemum filminin resimleriSemum filminin resimleri
Semum filminin resimleriSemum filminin resimleriSemum filminin resimleri
Semum filminin resimleriSemum filminin resimleriSemum filminin resimleri
Semum filminin resimleriSemum filminin resimleriSemum filminin resimleri
Semum filminin resimleri
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 3/7/2008 - YENİ FİLMLER

Kategori: dodo

ŞİMDİ DODO VİDEODA
İYİ SEYİRLER...


TESTERE IV

BU BİR TUZAK !!!

SWAT KOMUTANI RIGG KAÇIRILIP OYUNUN YEMİ OLMAYA ZORLANINCA, TESTERENİN DOKUNMADIĞI SON SUBAYA SADECE 90 DAKİKA VERİLİR. SON ASKER BU SÜREDE YA DELİ İŞİ TUZAKLARIN ÜSTESİNDEN GELİP ESKİ DOSTUNU KURTARACAK, YA DA OYUNUN ÖLÜMCÜL SONUÇLARINA KATLANACAKTIR...

Holey

OYUN BOZAN

MÜKEMMEL BİR OYUN PLANI VARDI.
KÜÇÜK BİR PROBLEM HARİÇ !
WALT DİSNEY PICTURES
SUNAR.

EĞLENCELİ VE KALPLERİ ISITAN BİR AİLE KOMEDİSİ

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 11/1/2008 - Şimdi DVD ve VCD'de

Kategori: Sine-Haber

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 8/11/2007 - Beyaz Melek

Kategori: Sine-Haber

Bu kadroya kayıtsız kalınmaz
Bu kadroya kayıtsız kalınmazMüzisyen olarak tanınan Mahsun Kırmızıgül, senaryosunu yazıp yönettiği ve oynadığı Beyaz Melek'te dokunaklı bir öykü anlatıyor. Film 16 Kasım'da seyirciyle buluşacak.

FİLMİN FRAGMANINI İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN

Çekimleri 7 hafta boyunca Adapazarı, İstanbul, Tuzgölü ve Diyarbakır'da gerkçekleştirilen filmde; Türk tiyatro ve sinemasının duayenlerinden oluşan bir kadro rol alıyor.

Ali Sürmeli, Arif Erkin, Bilge Zobu, Cihat Tamer, Cezmi Baskın, Deniz Oral, Emel Sayın, Erol Demiröz, Erol Günaydın, Gazanfer Özcan, Nejat Uygur, Suna Selen, Toron Karaca, Tomris Oğuzalp, Yıldız Kenter, Hüseyin Avni Danyal,  filmin "ağır topları". 

Bu usta oyunculara Mahsun Kırmızıgül'ün yanısıra Zeynep Tokuş, Sarp Apak, Fadik Sevin Atasoy, Yavuz Bingöl gibi genç kuşak oyuncular eşlik ediyor.

FİLMİN KONUSU

Hastalığı sebebiyle, İstanbul’a kontrol ve tedavi amacıyla Diyarbakır’dan gelen Mala Ahmet, hastane koridorlarından kaçar. Oğulları Ali ve Reşat babalarını kaybetmenin telaşıyla İstanbul sokaklarını arşınlarken, Mala Ahmet’in yolu tesadüfen bir huzurevinin kapısına düşmüştür. Huzurevi sakinleri Mala Ahmet’i terkedilmiş sanarak içeri alırlar. Koşmaktan yorulan ve şaşkınlığı her halinden belli olan Mala Ahmet yepyeni bir dünya ve o dünyanın kahramanlarıyla tanışır. Başta Yorgo ve Beyaz Melek yakınlıklarıyla onu rahatlatmışlardır. Ali ve Reşat babalarını bulduklarında huzurevi gerçeğiyle tanışmışlar, huzurevinin ne olduğunu ilk orada öğrenen Ali ve Reşat bu trajedi karşısında hayrete düşmüşlerdir. Çünkü onların yaşadığı yerlerde anneler ve babalar ne kadar yaşlansalar da her zaman çocuklarının yanındalardır. Ve onlar yaşlı insanların bu kadar yalnız, bu kadar vefasız ve az da olsa şiddete maruz kalmalarını kabullenemezler.

İkinci gün köye dönmek üzere olan Mala Ahmet ve çocuklarını huzurevinde yaşayan Nebahat ve Yaşar Hoca’nın düğün sürprizi vazgeçtirir. Böylesine sıcak ve güzel insanları seven Mala Ahmet, balayına gidemeyen çifti ve diğer huzurevi sakinlerini Diyarbakır’a kendi köyüne davet eder. Bu davete çok sevinen huzurevi sakinlerini yıllar sonra bambaşka bir heyecan ve mutluluk sarar. Bir minibüs kiralayan Mala Ahmet ve çocukları bu yaşlı ve dünya güzeli insanları da yanlarına alarak, ilginç trajik ve bir o kadar da komik bir serüvene doğru yola çıkarlar….

 

www.hürriyet.com.tr

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 15/10/2007 - Hepsini Vur

Kategori: Sine-Haber

 
  HEPSİNİ VUR
 

Shoot'Em Up

Clive Owen, dünyanın en sinirli ve sert mizaçlı adamıyken kendisini dünyadaki en masum şeyi yani yeni doğmuş bir bebeği korumakla yükümlü bulan Bay Smith’i canlandırıyor. Smith ateşli bir çatışmanın ortasında, bebeği doğurtur. Kısa süre sonra anlar ki kimliği bilinmeyen bir güç bu bebeğe ilişkin tüm izleri silmek üzere, Hertz denen birinin liderliğindeki gizemli ve sonu gelmeyen bir tetikçiler ekibi göndermiştir.

Sayısız kurşun ve akla gelebilecek her türlü ateşli çatışma arasında, Smith, DQ adında bir hayat kadınıyla güç birliği yaparak, oluşturdukları bu geçici ailenin tüm üyeleri kurşunlara hedef olmadan önce bebeğin hayatının neden tehdit altında olduğu muammasını çözmeye çalışır. Herkes bebeğin ölmesini istemektedir. Esas soru ise şudur: Neden?

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 9/10/2007 - Haftanın Filmlerinden Seçmeler

Kategori: Sine-Haber
Ya öl, ya öldür!

İçindeki Yabancı / The Brave One


icimdeki_b.jpg

 


Neil Jordan’ın son filmi “İçindeki Yabancı”da Oscar’lı oyuncu Jodie Foster’ı izliyoruz. Yaşadığı korkunç olayla, sevdiği adamı kaybeden ve tüm hayatı değişen genç bir kadının, ölüm makinesine dönüştüğü filmde, yönetmen Jordan izleyiciye kolay cevaplanmayacak ahlaki sorular soruyor.

 

New York sokakları Erica Bain için hem evi hem de geçim kaynağıdır. Sevgili şehrinin seslerini ve hikayelerini sunucusu olduğu “Street Walk” adlı programı aracılığıyla radyo dinleyicileriyle paylaşmaktadır. Akşamları, hayatının aşkı olan nişanlısı David Kirmani’nin yanına gider. Fakat Erica’nın bildiği ve sevdiği her şey korkunç bir gecede elinden sökülüp alınır: David’le birlikte uğradıkları apansız ve hunharca saldırı David’in ölümüne, Erica’nın da ölümün eşiğine gelmesine neden olur.

 

Erica’nın vücudundaki yaralar iyileşse de, daha derindeki yaralar kapanmaz. David’i kaybetmenin yarattığı hüsrandan daha büyük olan tek şey, peşini asla bırakmayan dehşet verici korku hissidir. Bir zamanlar gezmeyi çok sevdiği şehir sokakları, hatta bunların en sıcak ve aşina olanları bile, artık yabancı ve tehditkar görünmektedir.

 

Sonunda bu korku dayanılmaz bir hâl alınca, Erica kendini ona karşı donanımlı kılacak bir şeyler yapmaya karar verir. Elindeki silah kendini soyut bir düşmana karşı korumanın somut bir yolu olur ya da o böyle düşünür.

 

İlk kez birini vurduğunda, öl ya da öldür durumu söz konusudur. İkinci kere de bir nefsi müdafaadır, yoksa acaba kendini tehlikeden uzak tutmamayı mı seçmiştir? Bir zamanlar Erica’nın kanını donduran korku yerini başka bir şeye bırakır; bir gece kendinden çalınan hayatı tekrar geri alma dürtüsüne, içinde olduğunu fark etmediği bir şeye dönüşür.
Kanunu kendi eline almış, kimliği bilinmeyen birine ilişkin hikayeler şehirde hızla yayılmaya başlayınca, New York Polis Teşkilatı detektifi Sean Mercer katili yakalama konusunda gitgide daha kararlı olur. İpuçlarını birleştirmeye başlayınca, kanıtlar eli silahlı bir adama değil kin dolu bir kadına işaret eder.

 

Bir yandan kendisine her gün biraz daha yaklaşan Mercer, bir yandan da kendisini yargılayan vicdanı yüzünden, Erica’nın bir tür adalet, hatta belki intikam arayışının doğru seçim olup olmadığına, kendisinin aslında peşine düştüğü şeye dönüşüp dönüşmediğine karar vermesi gerekmektedir.


Dehşet Odası / Captivity

 

 

dehset.jpg

 

Yönetmenliğini Roland Joffe’ın yaptığı ABD – Rusya ortak yapımı “Dehşet Odası” korku severleri sinemaya çekmeyi başaracak, güçlü bir hikaye. Hep hissedilen gerilimin, sürpriz bir sonla harmanlanıp izleyiciye sunulduğu filmde, güzel oyuncu Elisha Cuthbert, işkence için kaçırılmış bir süpermodeli başarıyla canlandırıyor.

 

Şöhretinin doruğunda olan güzel manken Jennifer Tree bir sabah uyandığında kendini bir hücreye kapatılmış bulur. Kişisel eşyalarının, fotoğraflarının ve bir dizi kilitli dolabın bulunduğu odada, güzel mankene daha önce işkence yapılmış insanların görüntüleri ve kendi röportajlarının olduğu kasetler izletilir. Bu odadan kaçmaya çalışsa da hiç bir kurtuluşu olmadığının farkına varır. Jennifer’i kaçıran seri katil onu çok iyi tanıyıp, tüm korku ve arzularını biliyordur. Jennifer’in hassas olduğu konularda ona psikolojik oyunlar oynayarak onu baskı altına alır.

 

Jennifer bir süre sonra yalnız olmadığını fark eder. Yan taraftaki odada Gary isimli genç bir erkek vardır. Sadistçe yapılan işkencelere maruz kalan Jennifer ve Gary hapsedildikleri mahzenden kaçmaya çalışırken verdikleri mücadele onları duygusal olarak birbirlerine yaklaştırır.

 

Ancak zaman geçtikçe olay daha da karmaşık bir hal alır, acaba diğer kurbanlar gibi Jennifer’in da kaçınılmaz sonu ölüm mü olacak?

 

Bana Şans Dile

 

 

banasans.jpg

 

“Mustafa Hakkında Her şey”, “Babam ve Oğlum” gibi filmleriyle beğeni kazanan Çağan Irmak, 6 sene önce çektiği “Bana Şans Dile” ile, izleyici karşısına çıkıyor. Irmak, filminde, günümüz Türkiye’sinin ve son dönem Türk gençliğinin bir portresini sunuyor.

 

Gerilim türünün ülkemizdeki ender örneklerinden olan filmde, içe kapanık, iletişimsiz, sakar lise öğrencisi Bahadır bir sabah uyandığında dünyayı değiştirmeye karar verir. O sabah okula giderken beline taktığı tabancayla sınıf arkadaşlarını rehin alarak korkulu anlar yaşatacak olan Bahadır, onlardan hayatları boyunca kendilerini en çok yaralayan anılarını anlatmalarını ister.

 

Öğrencilerin anlattıkları hikayelerden yola çıkan film boyunca annesi tarafından çocukluğunda dolaba kilitlenen ve karanlıktan korkan Çağlar, ünlü bir televizyoncu olmaya çalışan ve maddi durumu pek iç açıcı olmayan Ayşegül, şair olmaya çalışan romantik Behiç, satanist gruplara katılan Serkan, otoriter bir babanın baskısından bunalmış Türker ve hiç anne sevgisi görmemiş Bahadır’ın öykülerini izliyoruz.


Bitirim İkili 3 / Rush Hour 3

 

 

bitirim.jpg

 

Brett Ratner’in yönettiği ve Jackie Chan, Chris Tucker, Vinnie Jones ile Hiroyuki Sanada’nın oynadığı Bitirim İkili 3, 1998 ve 2001 yıllarındaki versiyonlarından sonra yeniden izleyici karşısına çıkıyor.

 

Los Angeles’ın kilometrelerce uzağında, Paris’in kalbinde bir sır yatmaktadır ve sırrı öğrenen Büyükelçi Han onu açığa çıkarmak üzeredir. Dünyaca ünlü organize terör örgütü Triad’ın bilgilerine ulaşan Han, örgütün zirvesi Shy Shen’in gerçek kimliğini Dünya Suç Mahkemesine’ne açıklamasına kısa bir süre kala bir suikast kurşunuyla susturulur.

 

Triad sırlarının ortaya çıkmasını engellemek için her şeyi yapabilir ve onları durdurmanın sadece bir yolu vardır…

 

Los Angeles Polis Departmanından Dedektif Carter ve Çinli meslektaşı Müfettiş Lee geri dönüyor…Ama bu sefer ikisinin de bilmedikleri bir yerde, Paris’teler. Bitirim İkili 3’te görevleri, büyük çaplı bir suç örgütünü durdurmak ve eski dost Büyükelçi Han’ın kızı Soo Yung’u kurtarmak.

 

Yıldız Tozu / Stardust

 

 

yildiz.jpg

 

Robert De Niro ve Michelle Pfeiffer’in oynadığı, Matthew Vaughn’ın yönettiği “Stardust”ta sevdiği kadının kalbini kazanabilmek için Yvaine adlı yıldızı sönmek üzere olan bir oyuncuya yeniden hayat vermeye söz veren Tristian’ın öyküsü anlatılıyor. Tristian ile Yvaine beraber çıktıkları macerada Kaptan Shakespeare adlı bir korsan ve şeytani ruhlu bir cadıyla yüz yüze gelmek zorunda kalacaklardır.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 3/10/2007 - Kendi filmini sansürledi

Kategori: Sine-Haber

Kendi filmini sansürledi
Kendi filmini sansürlediÇin'de 59 yıldır iktidarda olan Çin Komünist Partisi, 64. Venedik Film Festivali'nde bu yıl "Altın Aslan" ödülünü kazanan "Lust, Caution: Şehvetle İhtiyat" filminin sansürünü, filmin Tayvanlı yönetmeni Ang Li'ye bizzat yaptırdı. Çocukları ve gençleri korumak için, 156 dakikalık filmin içerdiği şiddetli seks sahneleri dolu 30 dakikanın kurgudan çıkarılması işini yönetmen Ang Li, memnuniyetle kabul etti.

Resmi Yeni Çin Haber Ajansı Şinhua'ya göre, Ang Li, "Yönetmenin bu işi  yapması, filmin içeriği ve bütünlüğünün korunması bakımından çok iyi  oldu" dedi.

Venedik'te iki yıl önce 2005'de iki eşcinsel kovboyun anlatıldığı  "Brokeback Mountain" filmiyle de "Altın Aslan" ödülünü kazanan Li,  "Çocukların da bu filmi seyretmeleri artık mümkün" dedi.

İkinci Dünya Savaşı Şanghay'ını anlatan film, Çin Halk Cumhuriyeti'nde  26 Ekim'de gösterime girecek.

http://sinema.hurriyet.com.tr
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 2/10/2007 - İşte Türkiye'nin Oscar Adayı

Kategori: Sine-Haber

İşte Türkiye'nin Oscar adayı

 

İşte TürkiyeOscar yarışında Türk sinemasını temsil edecek olan film belirlendi. Katıldığı ulusal ve uluslararası film festivallerinden ödülle dönen Takva yabancı dilde en iyi film dalında Oscar aday adayı.Yönetmenliğini Özer Kızıltan'ın yaptığı film, sinema meslek birlikleri temsilcilerinden oluşan bir kurul tarafından Ozcar yarışında Türkiye'yi temil etmek üzere seçildi.

Erkan Can, Meray Ülgen, Murat Cemcir, Engin Günaydın, Öznur Kula'nın rol aldığı film, inançlı kendi halinde bir Müslümanın gittiği tarikatta önemli bir göreve getirilmesiyle yaşadığı çelişkileri anlatıyor.

'Yaşamın Kıyısında' adlı son filmiyle Oscar'da Almanya'yı temsil edecek Fatih Akın ise 'Takva'nın yapımcılarından biri. Oscar adayları 22 Ocak'ta açıklanacak, ödül töreni ise 24 Şubat'ta yapılacak.

 

www.hurriyet.com.tr


 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 1/10/2007 - Türk yazarın kitabı Hollywood'da...

Kategori: Sine-Haber

Türk yazarın kitabı Hollywood'da sinemaya uyarlandı

     
     İZMİR, (DHA)
     
ABD'de yaşamını sürdüren yazar Tülay Pırlant'ın 2003 yılında kaleme aldığı ‘Rüzgarlı Şehir’ adlı kitabı Hollywood'da sinemaya uyarlandı. 2003 yılındaki ilk basımından itibaren Amerikalı okurların yoğun ilgisiyle karşılaşan ve bu özelliğiyle Hollywood yapımcılarının da dikkatini çekmeyi başaran ‘Rüzgarlı Şehir’, Leslie Bates tarafından senaryolaştırıldı, yönetmen Aclan Bates de drama türündeki eseri ‘Broken Angel’ adıyla beyaz perdeye başarıyla taşıdı.
      Manisa'da doğan, Karşıyaka Ticaret Lisesi'nde bir süre İngilizce öğretmenliği yaptıktan sonra Amerika'ya yerleşen ve Chicago'da Ege Varlık A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı işadamı Kasım Pırlant ile evlenen Tülay Pırlant ilk kitabı olan ‘Rüzgarlı Şehir’de yakaladığı başarıda, iyi bir gözlemle konuları gerçek olaylardan almasının ve güçlü öykü kurgusunun büyük pay sahibi olduğunu söyledi. Aynı zamanda Ege Varlık A.Ş. Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olan yazar Tülay Pırlant kitabında; Chicago'da Cafe Bellini adlı bir restorana gelip giden, çeşitli uluslardan bir avuç insanın hayatlarının kesiştiği bir zaman parçasında, yaşadıkları ilginç olayları anlatıyor.
      Leslie Bates tarafından senaryolaştırılan, yönetmen Aclan Bates'in ‘Broken Angel’ adıyla beyaz perdeye taşıdığı drama türündeki filmde başrolleri Nehir Erdoğan, Nilüfer Açıkalın, Patric Muldoon, Fay Masterson, Devon Odessa, Ajla Hodzic gibi oyuncular paylaşıyor. Bu ay gösterime girecek olan film, Türkiye'de de ‘Meleğin Sırları’ adıyla sinema severlerle buluşacak.
      Ekim ayında, GOA Yayınları'ndan yeni baskısı çıkacak ‘Rüzgarlı Şehir’ (Meleğin Sırları) kitabının filme çekilmesini değerlendiren Pırlant, bu projenin bir Türk yönetmen ve Türk oyuncuların da içinde olduğu kadro tarafından sinemalaştırılmasının kendisi için büyük mutluluk kaynağı olduğunu söyledi. Pırlant, “Meleğin Sırları, bir filme sığmayacak kadar derin. Bu kitapta gözlemlerime dayanarak; Amerika’da tutunmaya çalışan Türk toplumunun fırtınalı ve çileli varoluş mücadelesini anlatmaya çalıştım. Bugüne kadar medyada hep başarılı Türkler anlatıldı; onlar elbette gurur kaynağımız, amacımız Amerika’daki kaliteli Türk nüfusunu artırıp orada yaşayan diğer toplumlar gibi gerçek bir Türk varlığını hissettirmek'' dedi.
      Pırlant, “Ben bu kitabımda Amerika'da zor koşullarda yaşam mücadelesi verip başaramayanların, insanın yüreğini acıtan hüzünlü öykülerine yer verdim. O filmlerde gördüğünüz, hayalleri süsleyen ‘Amerikan Rüyası’nı yaşamak öyle kolay birşey değil. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri filme konu olan, Amerika’da kaybolan Türk kızı Ebru’nun; insanın tüylerini diken diken eden bir kabusa dönüşen öyküsüdür. İnsan iki kültür arasında bocalayıp kendi öz kimliğini kaybedebilir. Tıpkı kahramanımızın ne Türk kızı Ebru, ne de takma adıyla Abby olmayı başaramamasının yarattığı bunalım ve acı sonuçlarında olduğu gibi. Çevremde birçok Ebrular gördüm ve duydum. Yazdıklarımın aynı zamanda bir uyarı olmasını istedim. Kitabın yeni baskısı ekim ayında çıkacak. Okuyucular, filme sığmayan, dehşet veren tüm ince ayrıntıları kitapta bulabilecekler'' dedi.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 28/9/2007 - Fatih Akın'ın Filmi Oscar'a Aday

Kategori: Sine-Haber

Fatih Akın'ın filmi Oscar'a aday gösterildi 
 
 
A.A. Fatih Akın'ın filmi Oscar'a aday gösterildi
 
 Ünlü yönetmen Fatih Akın'ın "Yaşamın Kıyısında" (Auf der anderen Seite) filmi Almanya adına Oscar'a aday gösterildi."German Films" tarafından bugün Münih kentinde yapılan açıklamada, jürinin Fatih Akın'ın yönetmenliğini yaptığı "Yaşamın Kıyısında" filmini "en iyi yabancı film" kategorisi için seçtiği ifade edildi.


 

Filmde, globalleşen dünyada siyasi ve kültürel farklılıklar çerçevesinde Türkler ve Almanlar arasındaki aşk ve aile hikayesi anlatılıyor.

Jüri, filmin, dramatik yapısı, görsel düzenlemesi ve konunun duygulu bir şekilde anlatılması nedeniyle aday gösterildiğini belirtti.

Fatih Akın, filminin Oscar adayı gösterilmesinden sonra yaptığı açıklamada memnuniyetini dile getirdi.

Başrollerini Nurgül Yeşilçay, Baki Davrak, Tuncel Kurtiz, Patrycia Ziolkowska ve Nursel Köse'nin paylaştığı "Yaşamın kıyısında" filmi 2007 Cannes Film Festivali'nde En İyi Senaryo ve "Ekümenik Jüri Ödülü"nü kazanmıştı.

DIŞİŞLERİ BAKANI KUTLADI

Almanya Dışişleri Bakanı  Frank-Walter Steinmeier, ünlü yönetmen Fatih Akın'ı, "Yaşamın Kıyısında"  (Auf der anderen Seite) filminin ülkesi adına Oscar'a aday  gösterilmesinden dolayı tebrik etti.

Steinmeier, Akın'a gönderdiği mesajda, "Yaşamın Kıyısında" filminin  Almanya'da gösterime girmesi ve Oscar'a aday gösterilmesinden dolayı tüm  ekibe başarı ve şans dilediğini ifade etti.

Bu filmi Brüksel'de Almanya'nın AB dönem başkanlığı sırasında izleme  şansını bulduğunu belirten Steinmeier, filmin Almanya'nın Brüksel'deki  kültürel faaliyetlerine önemli katkıda bulunduğunu ve daha önce seyretme  olanağı bulanlarda iyi izlenimler bıraktığını kaydetti.

 Steinmeier, filmin, Türkiye'nin AB katılım sürecinin desteklenmesine hep  birlikte sahip çıkılması gerektiğini gösterdiğini belirtti.

Filmin "Türk mü yoksa Alman mı" olduğuna yönelik tartışmalar konusunda  Steinmeier, "Ne yazık ki bazıları "Auf der anderen Seite" filminin bir  Alman filmi olduğunu anlamak ve görmek istemiyor. Ancak bu tartışmaların  çıkması güzel bir işaret. Almanya'nın kültürel alanda da diğer  ülkelerden Almanya'ya gelen insanların katkıları olmadan  düşünülemeyeceğini anlamaya başladık" dedi.

Öte yandan Fatih Akın, Alman Haber Ajansı'na (DPA) yaptığı açıklamada,  filmin senaryosunu eşi hamileyken yazdığını, çekimlere de baba olduktan  sonra başladığını belirterek, filmde baba olmasının etkisinin  bulunduğunu, değişik duygular yaşadığını kaydetti. Filmlerinde oynayan  kadınların güçlü kişilikler olduğunun hatırlatılması üzerine Akın,  çevresindeki kadınlardan ilham aldığını, çevresinde kocasından birkaç  adım geride yürüyen, baskı altında bir kadın tanımadığını söyledi.

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

dOdO VİDEO SEYİR KEYFİNİZ... ADRES; Sümer Mh. Evliyagil Sk. No:16/A ESKİŞEHİR Tel:0-222-2241023 E-mail: dodovideo@gmail.com İYİ SEYİRLER...
Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
Blog RSS
Eskişehir Ticaret Odası
Ödev Sitesi.com
google.com
Konteyner İmalatı
T.C.Kimlik No Sorgulama
Vergi Numarası Sorgulama
SSK Hizmet Dökümü
Eskişehir'İ Tanıyalım
Eskişehir Radyo Ses
Eskişehir İl Ve Kültür Turizm Müdürlüğü
T.C.Kültür ve Turizm Bakanlığı
Gündem Burda
Hentbol ve Spor Burda
Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:14
| Sonraki Sayfa