DODO VİDEO
• 27/9/2007 - Türkçe'nin 700 yılı
|
Türkçe'nin 700 yılı
|
|
 GÖRÜNEN
TÜRKÇE'NİN 700 YILI

Aziz Nesin'in 1991 İstanbul Kitap Fuarında yaptığı bir konuşma vardır. Esasında bir öykü anlatır.
Anadolu'dan Avrupa'ya çalışmaya gitmiş iki arkadaş yıllar sonra yurda dönerler. Arabayı kullanan "İstanbul'a vardık çok şükür" der. Diğeri inanmaz, tabelaları gösterir, "Salon La Bella", "Game House", "Shopping Center" falan ve devam eder "burası Türkiye olsa Türkler yaşar, Türkçe konuşurlar" der.
Bugün İstanbul'u bırakın Anadolu'nun en sapa yerindeki kasabasında bile durum böyle oldu. Avrupa özentisinden kentlerimiz yabancı dillerden tabelalarla doldu. İlkokul öğrencilerimizin, ülkemizde üretilen okul çantalarının üzerine kadar gelip yerleştiler.
Oturup her yıl 26 Eylül'de kutladığımız Dil Bayramımızda Türkçe'mizi düşündüm. Taa Beylikler döneminde, 1200'lerde yani 700 yıl önce Karamanoğlu Mehmet Bey'in Arapça'nın, Farsça'nın etkisinden Türkçe'nin kurtarılması için fetvası. Her türlü dergahta, mecliste Türkçe'nin dışında başka dilin kullanılmasını yasaklamış. Hatta "kellesi alına" bile demiş.
Şöyle tarihi, yüzyılları hızlı hızlı anımsayarak bir yolculuk yaptım:
Bir toplum düşünün ki yazı yani bilim ve sanat dili başka konuşma dili başka olsun. Böyle bir toplum diliyle ne kadar düşünebilir.
İkinci konu: Bütün toplumlar her alanda kendine çeki düzen verecek, sorunlarına çözümler üretecek, sahiplenecek kurumlarını kurar. Batıda rönesans diye bir dönüm noktası vardır. Yani insan insanla sorunlu, karanlık orta çağ denilen çağ yaşanmakta. Bu çağda "yeter" denildiği, yeniden doğuş deyip herşeyin yeniden düzenlendiği dönemdir. Dil'de, batı da bu dönemde ele alınmaya başlar. 16.yüzyıla gelindiğinde toplumlar dillerini geliştirmeye, bilime sanata hazırlanmaya, örgütlenmeye başlamışlardır. Karamanlı Mehmet Bey'den 300 yıl sonra.
Biz de dil konusu Mevlana ve Yunus Emre'de daha iyi görünür. Mevlana Farsça, Yunus Emre Türkçe söyleyeceklerini, söylemişler, dizelerini kurmuşlardır.
Mevlana çevrilerek okunmuştur. Yunus Emre her yüzyılda olduğu gibi, halkın kendi anladığıyla okunmuştur.
Şimdi bazılarımız var, Osmanlıca sözcükleri bilhassa kullanmada ısrarlı. Altmış yaşımda olmama karşın ben bile anlamıyorum. 1850'lerde Ziya Gökalp'ların, Ömer Seyfettin'lerin başlattığı, 1932'de Atatürk'ün yoğun emek verdiği en önemli devrimlerimizden biri Dil Devrimimiz var. Onun önünü keselim derken kafaları karıştırdık. Şimdi mutluluğu dışarıda arayan hovarda gibiyiz. Ne olursa olsun dilimiz çatalda olsa devrimi yaşıyor. Meyvesini veriyor. Senede bir gün dilimizi düşünelim.
www.sakaryagazetesi.com.tr | |
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 5/9/2007 - Tehlike Çanları Çalıyor !!!
Tehlike çanları çalıyor,gençler kitap okumuyor
|
Uzmanlar uyarıyor:Türkçe için tehlike çanları çalıyor.Gençler kitap okumuyor,kelime dağarcıkları azaldı.Bunun için okuma isteğinin geliştirilmesi gerekiyor.
Özellikle duygularını az sayıda ve kısaltılmış kelimelerle ifade eden gençlerimiz için bu isteği arttırabilmenin yolları şöyle sıralanıyor.
Okumanın"olmazsa olmaz" bir ihtiyaç olduğuna aklen,kalben ve ruhen inanmak.
Okuyarak kendilerini geliştirmiş şahsiyetlerle aynı çevreyi paylaşmak.
Hangi kitabın hangi gerekçeyle okunması lazım geldiğini öğrenmek.
Televizyonlu odadan televizyonsuz odaya hicret etmeyi başarmak
Kendi ilgi ve meslek alanına giren konularda mutlaka okunması gereken kitaplara öncelik vermek, onları okumanın önemini kavramak.
Çok faydalı bir kitabı baştan sona dikkatle okunması şartıyla böylelerine hediye etmek (Başlangıç için çok etkili!).
Ana - babaların, öğretmenlerin vs.kitap başına ödüllendirme karşılığında kitap okutmaları.
Önemli yazarlarla tanışıp sohbet etmek.
www.sekizsutun.com | |
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 13/8/2007 - Sahnede Harikalara Devam...
Dodo Video Yeni Filmlerden Haberiniz Olsun..

Türkiye'nin en çok izlenen müzikali Hisseli Harikalar Kumpanyası yıllar sonra yeniden sahnede. Haldun Dormen'in yazıp yönettiği müzikalin şarkı sözleri Çiğdem Talu'ya, besteleri Melih Kibar'a ait.

İlk kez 1979 yılında Egemen Bostancı'nın yapımcılığında Şan Sineması'nda seyirciyle buluşan Hisseli Harikalar Kumpanyası, 1982 yılına kadar Türkiye'nin dört bir yanında 600'ü aşkın temsil gerçekleştirdi. O tarihlerde müzikalde Erol Evgin, Nevra Serezli, Adile Naşit, Ayşen Gruda, Mehmet Ali Erbil, Turgut Boralı ve İlyas Salman rol almışlardı. 40 kişilik kadrosu, kostümleri, dekorları ve müzikleri ile zamanının en büyük prodüksiyonu olan Hisseli Harikalar Kumpanyası, sahnelendiği sürece manşetlerden inmemişti. Bugün ve yarın akşam İstanbul Parkorman'da izleyicilerle buluşacak olan müzikalin 2007 versiyonunda da Erol Evgin başrolde. Evgin'e Ayça Varlıel eşlik ediyor. Hisseli Harikalar Kumpanyası 2007'nin kadrosu şöyle devam ediyor: Ayşen Gruda, Ruhsar Öcal, Kartal Kaan, Nuri Gökaşan, Selahattin Taşdöğen, Umut Kurt, Nazlı Tosunoğlu ve Ezgi Mola.

ORİJİNAL HALİ KORUNDU
Hisseli Harikalar Kumpanyası'nın dekorunu Osman Şengezer; kostümlerini Güler Yiğit ve Osman Şengezer hazırlıyor. Dans gösterilerini Dans @ Company dansçılarının sergilediği müzikal, yıllar önce olduğu gibi yine dev bir prodüksiyon olarak sahneye taşınıyor. Erol Evgin'le 10 yıldır birlikte çalışan Firuz İsmailov, hem piyano çalıyor hem de orkestrayı yönetiyor. Müzikalin orijinal hali korunarak, güncellendiği 2007 versiyonunda oyuncular, dansçılar, orkestra ve teknik ekip ile birlikte yaklaşık 50 kişilik bir kadro görev alıyor. Müzikalin konusu, Anadolu'daki bir çadır tiyatrosunda geçiyor. Hisseli Harikalar Kumpanyasının assolisti, büyük bir gazinoya transfer olunca, acil olarak bir assolist bulunması gerekir. Ve kadrodan bir şanslı seçilir. Ancak kumpanyanın gösteri yaptığı köyün ağası da yeni assoliste aşık olur. Böylece işler karışır .
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 12/8/2007 - Nutuk, DVD oluyor
Dodo Video Evde Sinema Keyfiniz...
Nutuk'u okumak zor mu geliyor? O zaman izlemenizi önereceğim.

Nasıl derseniz, Türkiye'nin kurtuluşunun anlatıldığı Nutuk, DVD ve VCD formatında yeniden hayat buluyor.
Atatürk'ün bize bıraktığı bu büyük mirasın mutlaka okunması, bilinmesi gerektiğini düşünenleri sevindirecek proje, 29 Ekim'de tamamlanmış olacak.
Nutuk, tiyatrocu Mustafa Nur Subaşı'nca, Türk Dil Kurumu tarafından Türkçeleştirilmiş metinler üzerinden 2,5 ayda seslendirildi. Ve şimdi eser döneme ait görüntü, fotoğraf, belge, harita gibi materyaller kullanılarak belgesel haline getiriliyor.
Cem İdiz'in müziklerini bestelediği çalışmanın yapımcısı Nejdet Arkın, genel yönetmeni Yavuz Bektaş, görsel yönetmeni ise Cem Özer.
Özel olarak yurtdışında yaptırılan baskılı metal kutularda DVD ve VCD olarak satışa sunulacak olan çalışma, dijital kitap haline de getirilecek.
Ömür GEDİK ogedik@hurriyet.com.tr Alınmıştır.
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 19/7/2007 - EĞİTİME TAM DESTEK...
KARANLIĞA BİR IŞIK DA SEN YAK!
Ülkemiz ve toplumumuzun çağdaş uygarlık seviyesine ulaşabilme çabasında eğitim ve kitap okuma alışkanlığının ne kadar önemli olduğu malumdur. Yeni açılan Anadolu Lisesi öğrencilerimizi bilgili, eğitimli, çağdaş ve kitap okumayı seven birer insan olarak yetiştirebilmek için okul kütüphanesi kurmak çabası içinde bulunmaktayız.
Bu çabada hedefe ulaşabilmek için herkesin desteğine ve yardımına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kampanyada karanlığa bir ışık da siz yakmak isterseniz, okul kütüphanemize, her tür edebi eser, klasik, öykü, roman, makale vb.. "Roman, Hikaye, Dünya ve Türk Klasikleri ), ÖSS hazırlık kitap" ihtiyacı devam etmektedir. Kitap bağışlarınızı bekliyoruz.
Kitapları kargo ile Aras Kargo ile kardeşini seç kampanyası dahilinde %30 indirimli aşağıdaki adrese gönderebilirsiniz...
İletişim için:
Cizre Anadolu Lisesi Müdürlüğü
Konak Mah. Bozalan Yolu Üzeri No:7 CİZRE/ŞIRNAK
Tel: 0 486 616 18 72
E-Posta: cizreanadolulisesi@gmail.com
DODO VİDEO BU KAMPANYA'YA DESTEK VERMEKTEDİR... |
Yorum (8) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 19/7/2007 - Sende Katıl...
Koşmaya yeni başlamıştı adımlarım düştüm,
Bebeğim biryana, Gülüşlerim bir yana. Anneme baktım, Yoktu! Başımda yabancı bir adam Küçücük göğsümde kocaman elleri Sakalları deldi geçti pespembe tenimi. Anne, anneeeeeeee....
Bir oyun sandım.Elleri kara kara "öcü" amcalarmış Bir emzik düğümünde yarıldı bedenim Altımı ıslattım sandım
Kan kaybında Boğuldu insanlık!
Bebektim Çocuk olacaktım
Abla olacaktım. Altımdaki bez çıkmadan,
Kadın oldum bir buçuk yaşında... ADAM OLDUMU o amca bedenimde ???
Öğretin bana; kendi suyumu kendim alamazken
Nasıl sulayacağım bedenimde ölen çiçeği!!! Ben kadın olmak istemedim
Ben dünyaya da gelmek istememiştim ki!
Anneeeee... babaaaaa.... Işığı açın! Uzanamıyorum.
BU METİNLE TÜM DÜNYADA ÇOCUK PORNOSU MAĞDURLARI İÇİN BİR MUM YAKILARAKDOLAŞIP SİZE ULAŞTI. HEDEF 1 MİLYON MUM. BU RAKAMA ULAŞILDIĞINDA TÜM ÇOCUK PORNOSU SUNAN SİTELER KAPATILACAK. BU OLAGAN ÜSTÜ HAREKETE KATILMANIZ IÇIN ANNE BABA OLMANIZ GEREKMIYOR. GELECEKTE SAHIP OLACAGINIZ ÇOCUKLAR IÇINDE LÜTFEN BIR MUM DA SIZ YAKIN. %70 I 3 YAŞIN ALTINDAKI ÇOCUKLARDAN OLUŞAN AILELERINDEN ÇALINIP BU PISLIGE ALET EDILMIS BU ÇOCUKLAR IÇIN BU MESAJI TANIDIGINIZ HERKESE YOLLAYIN. BIR MILYONU GEÇMEK IÇIN SON BIR MUM LÜTFEN. ÇOCUK PORNOSU SAPIKLIKTIR.
Bu mesajı mail yolu ile tüm arkadaşlarınıza ulaştırın.. DODO VİDEO
|
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 18/7/2007 - Şehitler Ölmez...
Eskişehir'de şehit erin cenaze törenine 5 bin kişi katıldı, Unakıtan yuhalandı;

ŞIRNAK’ta PKK’lı teröristlerle girdikleri çatışmada şehit düşen piyade komando er 20 yaşındaki Murat Tuzsuz, Eskişehir’de 5 bin kişinin katıldığı cenaze töreninde gözyaşları arasında toprağa verildi. Cenaze törenine katılan Maliye Bakanı Kemal Unakıtan bir grup trafından yuhalandı. Kalabalık ‘Tayyip oğlunu askere gönder’ sloganı attı. Şırnak’ın Bestler Dereler bölgesinde önceki gün çıkan çatışmada şehit düşen piyade komando er Murat Tuzsuz’un cenazesi dün akşam Eskişehir’e getirildi. Şehit Tuzsuz için bugün Reşadiye Camii’nde tören düzenlendi. Cenaze töreni öncesi Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, şehit Murat Tuzsuz’un Çamlıca Mahellesi’nde oturan babası Hasan Tuzsuz ve annesi Mualla Tuzsuz’u evinde ziyaret ederek başsağlığı diledi. Bakan Unakıtan’ın basın mensuplarından habersiz olarak aileyi ziyaret ettiği belirtildi. Şehit er Murat Tuzsuz’un Türk Bayrağı’na sarılı tabutu Eskişehir Hava Hastenesi morgundan alınarak askeri ambulansla Reşadiye Camii bahçesine getirildi. Polisin geniş güvenlik önlemleri aldığı, yüksek binaların çatısına keskin nişancıları yerleştirip cami çevresine panzerleri beklettiği cenaze törenine Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Vali Kadir Çalışıcı, 1’inci Hava Kuvveti Komutanı Korgeneral Bilgin Balanlı, Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, AKP Eskişehir Milletvekili Murat Mercan, AKP Balıkesir Milletvekili Turan Çömez, CHP Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün, şehit erin babası Hasan Tuzsuz, annesi Mualla Tuzsuz, kardeşleri Metin ve Furkan Tuzsuz, yakınları ile yaklaşık 5 bin kişi katıldı. BAKAN UNAKITAN YUHALANDI Anne Mualla Tuzsuz ile baba Hasan Tuzsuz, cami bahçesinde oğullarının tabutuna sarılarak gözyaşı döktü. Mualla Tuzsuz “Nasıl kıydılar aslan gibi oğluma. Allah belalarını versin. Kuzuma nasıl kıydılar'' diyerek ağladı. Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Reşadiye Camii’nde öğle namazını kılıp ardından cami bahçesinde düzenlenen cenaze namazına katıldı. Şehit erin tabutunu askerler omuzuna alarak top arabasına kadar getirdi. Bakan Kemal Unakıtan, cami bahçesinden ayrılıp cenazenin geçeceği adliye binasının karşısında protokoldeki yerine doğru yürürken ‘Bozkurt’ işareti yapan bir grup tarafından yuhalandı. Kalabalık daha sonra ‘Tayyip oğlunu askere gönder’ sloganı attı. Bakan Unakıtan slogan atanların arasından protokoldeki yerine geçti. Unakıtan’ın protestolar karşısında moralinin bozuk olması dikkat çekti. Top arabasına konulan cenazenin arkasından şehidin yakınları yürüdü. Anne Mualla Tuzsuz ellerini top arabasının üzerine koyup gözyaşı döktü. Şehidin yakınlarının arkasından ise protokoldekiler yürüdü. Yürüyüş sırasında protokolde Bakan Unakıtan’ın bulunmaması dikkat çekti. Unakıtan’ın cenazenin top arabasına konulmasının ardından, tepkilerin devam edebileceği endişesiyle ayrıldığı belirtildi. Unakıtan’ın seçim çalışmaları için Sivrihisar ilçesine haraket ettiği öğrenildi. GÖSTERİCİLERE UYARI Cenazeye katılan kalabalık sık sık ‘Tayyip oğlunu askere gönder’, ‘Kahrolsun PKK, işbirlikçi AKP’, ‘Şehitler ölmez vatan bölünmez’, ‘Askere uzanan eller kırılsın’, ‘Hepimiz askeriz, PKK’ya yeteriz’, ‘Irak’a gideriz Barzani’yi asarız’, ‘Devletin başına Devlet gelecek’, ‘Tayyip Kuzey Irak’a’ sloganları atıp tekbir getirdi. Yürüyüş sonunda cenaze arabası mezarlığa iderken, protestolarını sürdüren grubu polis dağılmaları için uyardı. ‘Bozkurt’ işareti yapan grup İstiklal Marşı’nı okuduktan sonra dağıldı. Şehit Murat Tuzsuz’un cenazesi Ankara yolu üzerindeki Kanlıpınar Şehitliği’ne götürülerek gözyaşları içinde toprağa verildi.
www.milliyet.com.tr 'den ALINMIŞTIR.
|
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 12/7/2007 - Sanal Banka Mağdurlarına Gün Işığı...
Bankaları şaşırtan karar! İnternet şifresi virüsle kırıldı ve...
ANTALYALI işadamı Mehmet Ali Doğan, internet bankacılığında kullandığı şifresinin kırılması ve hesabındaki parasının çalınmasıyla ilgili banka aleyhine açtığı davayı kazandı. Antalya 5'inci Asliye Hukuk Mahkemesi, hesabın bulunduğu bankanın, zanlılar tarafından dolandırılan 30 bin YTL’yi, faiziyle birlikte hesap sahibine ödemesine karar verdi. Aynı tüketici, 4 yıl önce de farları yandığı zaman silecekleri çalışmaya başlayan otomobili için dava açmış ve bu davayı da kazanmıştı. Gazi Bulvarı üzerinde akaryakıt istasyonu bulunan Mehmet Ali Doğan'ın bir bankadaki 100 bin YTL'si, 27 Nisan 2004 tarihinde internet bankacılığı şifresi kırılarak aynı bankanın İstanbul’da bir şubesindeki hesaba transfer edildi. ‘Truva’ adlı virüsü göndererek şifreyi kırdığı belirlenen Emrah Y. ve birlikte hareket ettiği arkadaşları, transfer edilen paranın 30 bin YTL’sini bu şubeden kısa sürede çekti. Bu sırada parasının çalındığını fark eden iş adamının ihbarı üzerine, Emrah Y.’nin hesabındaki 70 bin YTL bloke edilerek el konuldu. Zanlılar Emrah Y. ile Namık Kemal T., N.D. ve M.A, İstanbul polisince yakalandı. ‘Bankayı vasıta kullanmak suretiyle dolandırıcılık’ yaptıkları iddiasıyla İstanbul’da tutuklu yargılanan zanlılardan Emrah Y. ile Namık Kemal T. geçen yıl 4’er yıl hapis ve 440’ar YTL para cezasına çarptırıldı. Dolandırılan iş adamı Mehmet Ali Doğan, hukuk mücadelesini banka aleyhine açtığı tazminat davasıyla da sürdürdü. REKLAMDA İNTERNET BANKACILIĞI ÖZENDİRİLDİ
Doğan’ın avukatı Cengizhan Gököz tarafından, 2004 yılında 5'inci Asliye Hukuk Mahkemesi’ne açılan tazminat davasında, iş adamının parasının internet ortamında çalınmasıyla ilgili bankanın sorumluluğu bulunduğu iddia edildi. Avukat Gökgöz dava sürecinde, söz konusu bankanın yaptığı reklamlarda, internet bankacılığı ile müşterilerin bankaya gelmeden internet ortamında parasal işlemlerini daha kolay ve çabuk yapabileceklerini ve internet bankacılığının son derece güvenli olduğunun vurguladığını belirterek, bankanın internet bankacılığı hizmetinden yararlanmayı tavsiye ettiğini ve özendirdiğini kaydetti. PARAYI TALEP ETTİ
Bankanın bu yönlendirmesi sonucu işadamı müvekkilinin de bu hizmeti kullandığını ve güvenli olduğunun söylenmesine rağmen şifresinin kırılarak hesabındaki 100 bin YTL’nin çalındığını belirten Avukat Gököz, 70 bin YTL’si ele geçirilen, ancak 30 bin YTL’si zanlılar tarafından kullanılan paranın çalınmasıyla ilgili olayda, bankanın hizmetin sunumu ve güvenliğin sağlanması konusunda kusurlu olduğunu savundu. Bankanın kendi sorumluluğu altında bulunan parayı güvenli olarak saklama yükümlülüğü bulunduğunu ve bankanın kendi sisteminin çözülmesinden dolayı müvekkilinin uğradığı zararı ödemek zorunda olduğunu öne süren Gököz, bu nedenlerle söz konusu bankanın çalınan 30 bin YTL’yi ödemesini talep etti. BANKA AVUKATI MÜŞTERİYİ SUÇLADI
Davalı bankanın avukatı ise yargılamalarda zanlı Emrah Y. tarafından yapılan işlemlerde sahtecilik unsuruna rastlanmadığını, davacının bilgisayarında da kişisel güvenlik programlarının bulunmadığını ve dışarıdan müdahalelere açık olduğunu savunarak, davacının internet bankacılığı için gerekli tedbirleri almadığını öne sürdü. Banka avukatı, bankanın kusurlu olmadığını ve dava konusu haksız fiil işleminin banka tarafından gerçekleşmediğini öne sürdü. KARARI TEMYİZ ETTİLER
Antalya 5'inci Hukuk Mahkemesi’nde, Borçlar Kanunu’ndaki ‘Haksız fiil’ maddesi uyarınca, bankanın tazminat ödemesi istemiyle açılan dava, bir buçuk yılı aşkın süren yargılama sonucu geçen Mayıs ayında sona erdi ve gerekçeli karar birkaç gün önce yayınlandı. Mahkeme, bankanın kusurlu olduğuna yönelik açılan davanın kabul edilmesine ve 30 bin YTL tazminatın banka tarafından yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verdi. Davalı banka avukatları, karara itiraz ederek temyiz başvurusunda bulundu. ‘YARGITAYDA ONANIRSA EMSAL OLACAK'
İşadamı Doğan'ın avukatı Cengizhan Gököz, “Para bankanın sorumluluğunda ve kendi hakimiyet alanında çalınmıştır. Bu karar internet bankacılığı mağdurları için emsal temsil edecektir. Bankaların, hem güvenliği hem de hesaplarındaki paranın dışarıdan müdahalelere karşı korunmasını sağlaması kaçınılmazdır'' dedi. Gököz, söz konusu bankanın internet sitesinde yayınlanan güvenlik uyarılarının ise kısa, ayrıntısız ve yetersiz olduğunu savunarak, “İnternet bankacılığını müşterilerine tavsiye eden ve özendiren bankalar, bu sistemde doğacak olumsuzlukların sorumluluğunu üstlenmelidir'' diye konuştu.
|
Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 10/7/2007 - Yaşam'dan...
Arthur Ashe

Efsane Wimbledon'un ilk zenci Şampiyonu Arthur Ashe kan naklinden kaptığı AIDS'den ölüm döşeğindeydi.. Hayranlarından biri sordu.. "Tanrı böylesine kötü bir hastalık için neden seni seçti?" Arthur Ashe cevap verdi.. "Tüm dünyada 50 milyon çocuk tenis oynamaya başlar, 5 milyonu tenis oynamayı öğrenir, 500 bini profesyonel tenisçi olur, 50 bini yarışmalara girer, 5 bini büyük turnuvalara erişir, 50'si Wimbledon'a kadar gelir, 4'ü yarı finale, 2'si finale kalır. Elimde şampiyonluk kupasını tutarken Tanrı'ya 'Neden ben?' diye hiç sormadım. Şimdi sancı çekerken, Tanrı'ya nasıl 'Niye ben?' derim?. Mutluluk insanı tatlı yapar. Başarı ışıltılı.. Zorluklar güçlü.. Hüzün insanı insan yapar, yenilgi mütevazı.. Tanrı'ya asla 'Neden ben' diye sormayın. Ne olacaksa olur.
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 8/7/2007 - SEZEN AKSU'NUN BARIŞ İÇİN OKUDUĞU ŞİİR...
Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil
Onlar kendi yolunu izleyen Hayat'ın oğulları ve kızları
Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller
Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil
Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır
Bedenlerini tutabilirsiniz ama ruhlarını değil
Çünkü ruhlar yarındadır
Siz ise yarını düşleriniz de bile göremezsiniz
Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları
Kendiniz gibi olmaya zorlamayın
Çünkü hayat geriye dönmez, dünle de bir alışverişi yoktur
Siz yaysınız, çocuklarınız ise sizden çok ileride atılmış oklar
Ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar
Okçunun önünde kıvançla eğilin
Çünkü o okçu, uzaklara giden oku sevdiği kadar
Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever
Halil Cibran

|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|